İçeriğe geç
Yazılar//3 dk.

Gerçek Terör… Gerçek Kurbanlar…

Son dönemde Fransa’da Charlie Hebdo dergisine yönelik terör saldırısıyla ilgili olarak ciddi sorulara yanıt arayan iki temel görüş ortaya çıktı: Terörün gerçek kurbanları kimlerdir?

Bir şehrin üzerinde yükselen duman
Bir şehrin üzerinde yükselen duman

Son dönemde Fransa’da Charlie Hebdo dergisine yönelik terör saldırısıyla ilgili olarak ciddi sorulara yanıt arayan iki temel görüş ortaya çıktı: Terörün gerçek kurbanları kimlerdir? Terörün gerçek failleri kimlerdir? Emperyalist güçler teröre savaş ilan ederken samimi midir?

Birinci görüşe göre, Sovyetler Birliği’ne karşı savaş sırasında Afganistan’dakilerden bugün Orta Doğu’daki benzerlerine kadar terörist radikal İslamcı hareketlerin asıl yaratıcısı emperyalist güçlerdir; ancak son dönemde bu hareketler kontrolden çıkmaya başladığı için durum tersine dönmüştür. Ben şahsen bu görüşe karşıyım; çünkü bu teröristler tamamen kontrol altında olduklarını sık sık kanıtlıyorlar: Dört yıldır Siyonist İsrail Devleti’nin sınırlarında bulunmalarına ve öğretileri asıl ve tek düşmanın “Yahudiler” olduğunu söylemesine rağmen Siyonist orduya saldırmaya bile kalkışmadılar; bunun yerine onunla iyi ilişkileri var ve ondan lojistik destek alıyorlar.

Öte yandan bir başka görüşe göre emperyalist güçler ve istihbarat örgütleri, bu radikal hareketleri dolaylı yoldan kullanarak kendi ülkelerindeki bu saldırılardan sorumludur; ardından da, öldürülen masum sivil yurttaşlarının bir kısmı pahasına bile olsa, halklarını tehlikede olduklarına ve “kötülüğe” karşı kutsal bir savaş verdiklerine ikna etmek ve Orta Doğu’ya yeni askerî müdahaleleri meşrulaştırmak için medyayı kullanarak Batı’yı kurban olarak gösterirler.

Burada emperyalist güçlerin ikiyüzlü olduğunu kanıtlayan üç olguyu göz önünde bulundurmalıyız.

Her şeyden önce, Charlie Hebdo saldırısının hemen ardından Lübnan’ın Cebel Muhsin bölgesinde iki intihar saldırısı gerçekleşti; ancak ABD ve Fransa hükümetleri bu olayları tamamen görmezden geldi, medyaları ise Suriye ve Lübnan’da savaşan teröristleri hâlâ devrimciler olarak tanıtıyor.

Dahası, Arap Körfezi’nin emperyalist rejimleri bu “Tekfirci Hareketler”e gereken her türlü lojistik ve siyasi desteği hâlâ sağlıyor; aynı şekilde Amerika’nın NATO’daki müttefiki AKP’nin Türkiye hükümeti de hem Suriye’de hem Irak’ta teröristleri desteklemede aynı başrolü oynamaya devam ediyor, onların Suriye’ye girmek için Türkiye sınırlarını kullanmasına izin veriyor; buna ek olarak Irak ve Şam İslam Devleti’nin (IŞİD) iki ülkeden çalınan petrolü satmasına yardım ediyor, hatta bu petrolü satın alıyor.

Bununla birlikte ciddiye alınması gereken bir şey var: Fransa, Charlie Hebdo saldırısının hemen ardından en büyük uçak gemilerinden biri olan “Charles de Gaulle”ü Arap Körfezi’ne gönderdi!!

Hiç şüphe yok ki ‘terör’ kavramı iki ucu keskin bir kılıçtır; çünkü henüz belirli bir tanımı yoktur ve emperyalist güçler onu hem yaratıyor hem de daha önce 2001’de Afganistan’da ve 2003’te Irak’ta yaptıkları gibi “kurban” görünmek ve milletleri yok etme planlarını dünyaya karşı meşrulaştırmak için kullanıyor.

Özetle, Orta Doğu’daki ülkelerimize saldıran ve onları yıkan ‘terör’ emperyalistler tarafından hâlâ ‘devrim’ olarak tanımlanırken, onlara saldıran öbürü ‘terör eylemi’ olarak tanımlandığına göre, tek bir inancımız var: Terör, hem “emperyalizm hem de onun yarattığı radikal İslamcı gruplar” olarak tanımlanır.

Ahmad Abu Omara

Kaynak: wayouthunion.com

PaylaşXFacebookTelegramWhatsApp
Tümüne dön

İlgili içerikler

Yazılar

“Çuval”

Çuval eylemimiz, yankılarının yanı sıra bazı tartışmaları da beraberinde getirdi.

Yazılar

Amerikan Adaleti

Missouri’nin Ferguson kentinde başlayan protesto dalgası, New York’tan Chicago’ya ABD’nin bütün şehirlerine yayıldı.