İçeriğe geç
Yazılar//3 dk.

“Çuval”

Çuval eylemimiz, yankılarının yanı sıra bazı tartışmaları da beraberinde getirdi.

Bir ABD’li denizcinin başına çuval geçiren Türkiye Gençlik Birliği üyeleri
Bir ABD’li denizcinin başına çuval geçiren Türkiye Gençlik Birliği üyeleri

Çuval eylemimiz, yankılarının yanı sıra bazı tartışmaları da beraberinde getirdi. Eylemin yöntemine ve adresine yönelik itirazları enine boyuna incelemek gerekiyor; çünkü tartışmanın konusu yalnızca bu eylemle ilgili değil, gelecekte yine karşılaşabileceğimiz bir bakış açısıdır.

Söz konusu eylem demokratik bir protesto mu? Yoksa şiddet mi içeriyor?

Tarih boyunca sistem, varlığına sembolik ya da işlevsel olarak karşı çıkan eylemlerden kendini korumak için onlara vandalizm/terör gibi yaftalar yapıştırdı. Mustafa Kemal’e asi dendi, Deniz Gezmiş ve arkadaşları terörist ilan edildi. Çünkü programları, talepleri ve pratikleri radikaldi.

Hiç şüphesiz eylemimiz radikal bir protestoydu. Ancak radikal olan, eylemin yönteminden çok içeriğidir. Amerika Birleşik Devletleri’nin askerî ve siyasi varlığına karşı yapılan bu eylemde rahatsız edici olan, onun siyasi içeriğidir. Bunun yanı sıra eylem radikal bir yöntem de içeriyor. Boya atmak ya da insanların başına plastik torba geçirmek her gün, her zaman başvurduğumuz yöntemler değil. Fakat yöntemin sertliğini belirleyenin, ABD Ordusu’nun katlettiği ve hakkını çiğnediği milyonlarca insan ile ABD Ordusu’nun Orta Doğu’da ve bütün dünyada kışkırttığı iç savaşlar olduğunu hatırlamak önemlidir. Elbette dünyanın en büyük ve en kanlı katiller çetesini hedef alan bir eylem daha sert ve daha isabetli yöntemler kullanacaktır. Eylemin görüntülerinden estetik kaygılarla rahatsız olanlara şunu hatırlatmalıyız: Onun yeryüzünde yol açtığı acı ve öfke patlaması da estetik değil. Kaldı ki askerlerin sağlığına zarar vermeye yönelik herhangi bir girişim olmadı. Yaşadıkları travmayı ve korkuyu da işledikleri suçların bedeli sayabilirler.

Eylemin adresi, izin gününde gezen “zavallı” Amerikan askeri miydi?

Evet. Tercihler ahlaki ve siyasi sorumluluklar getirir. Askerlerin ne kadar “zavallı” olduğu, daha iyi yaşamaya çalıştıkları, belki de çocuklarını üniversiteye göndermek istedikleri anlatıldı. Bugün, gerekçeleri ne olursa olsun, dünyanın en büyük suç çetesinin maaşlı elemanı olmanın sorumluluğundan kaçamazlar.

Irak’ta tetiği çeken işte o “zavallı” askerdir. Suriye’de Özgür Suriye Ordusu’na istihbarat sağlayan da yine aynı “zavallı” askerdir. Guantanamo’daki işkenceci odur. Savaş insansız hava araçları üzerinden bilgi sağlayan masa başı personeli bile bombardıman pilotlarından farklı değildir.

Söz konusu olan vicdansa, dünyanın en büyük suç çetesinin üyesi olmanın hiçbir sorumluluk getirmediği sonucunu çıkarmak hangi vicdana sığar?

Bu insanlar, ABD Ordusu’na katılarak 30.000 dolar kazanmanın bütün bu suçların sorumluluğunu üstlenmeye değmediğini görmek zorunda. Bunu konuşmak yetmez. Salt iletişimle o insanları yaptıklarını yapmamaya ikna edemezsiniz.

Onları rahatsız etmek, konfor alanlarını daraltmak gerekiyor. Bu “işi” onlar için daha karanlık ve daha korkutucu hâle getirmek gerekiyor.

Lübnan’da savaşanları ve Filistin İntifadası’nın çocuklarını selamlamak gerekiyor.

Onlara ve onuru her gün ayaklar altına alınan Türk halkına cesaret ve umut vermek gerekiyor.

Kısacası, o plastik torbayı geçirmek gerekiyor.

Uğur Aytaç

Genel Yürütme Kurulu Üyesi

Türkiye Gençlik Birliği

Kaynak: wayouthunion.com

PaylaşXFacebookTelegramWhatsApp
Tümüne dön

İlgili içerikler

Yazılar

Gerçek Terör… Gerçek Kurbanlar…

Son dönemde Fransa’da Charlie Hebdo dergisine yönelik terör saldırısıyla ilgili olarak ciddi sorulara yanıt arayan iki temel görüş ortaya çıktı: Terörün gerçek kurbanları kimlerdir?

Yazılar

Amerikan Adaleti

Missouri’nin Ferguson kentinde başlayan protesto dalgası, New York’tan Chicago’ya ABD’nin bütün şehirlerine yayıldı.